Etrafı dalkavuklarla sarılmış yöneticilere ve şahsi ikbal uğruna omurgasından vazgeçenlere ders niteliğinde harika bir kıssa vardır…
Yavuz Sultan Selim tahta çıkar çıkmaz Sadrazamlık makamını boşaltır. İlk divanda yeni sadrazamı seçecektir.
Salondaki paşaların tamamı yüksek eğitimli ama koltuk hırsından gözü dönmüş tiplerdir. İçlerinde tek alaylı olan Pîrî Mehmet Paşa ise cephelerde pişmiş; makamını çabasıyla, imanıyla kazanmış bir adamdır.
Divan günü ikbal sevdalısı paşalar, Padişah’ın gözüne girmek için saatler öncesinden koşup en ön safları kaparlar. Pîrî Mehmet Paşa ise edebinden, kapı eşiğinde en arkada durur.
Yavuz divanı açar ve devletin özüne ve geleceğine kastedecek, tamamen aleyhte felaket bir karar açıklar. Ardından gürler:
”Bre paşalar, ne dersiniz?”
O okumuş paşalar… Ne devletin batması umurlarındadır ne milletin zararı. Kendi koltukları, ikballeri gitmesin diye şahsi çıkarlarını devletin önüne koyup birer birer eğilirler:
”Çok doğrudur hünkarım… Siz Allah’ın yeryüzündeki gölgesiniz, asla hata etmezsiniz…”
Sıra kapı dibindeki Pîrî Mehmet Paşa’ya gelince, salonu titreten o ses yükselir:
”Külliyen yanlıştır Hünkarım!”
Salona buz gibi bir sessizlik çöker. Yavuz gürler:
”Bre Pîrî! Bizden hiç mi korkmazsın? Bilmez misin ki biz tek bir işaretle kelle alırız?”
Pîrî Paşa ne makam derdindedir ne can kaygısında. Hiç geri adım atmadan cevap verir:
”Haşa Hünkarım… Yüreğimizi Allah korkusu öylesine kaplamıştır ki, orada fani bir korkuya asla yer yoktur!”
Yavuz Sultan Selim, devletin bekasını dalkavukların sahte alkışlarına değil; hakikati haykıran bu omurgalı duruşa emanet eder ve sadrazamlığı Pîrî Mehmet Paşa’ya verir.
Kıssadan hisseye gelince…
Bu menfaatperest dalkavukların gazıyla hareket eden yöneticiler, bir süre sonra müthiş bir cahil kibrine kapılırlar. Etraflarındaki alkışçıları “gerçek” sanıp, kendi berbat sonlarını kendi elleriyle hazırlarlar.
Koltuğunu korumak için her yanlışa “Evet” diyen hesabîler sadece kendilerini değil, yönettikleri kurumu da felakete sürükler.
Gerçek lider ise etrafını “Siz bilirsiniz hünkarım” diyenlerle değil; bedeli ne olursa olsun “Bu yaptığınız yanlıştır!” diyebilen omurgalı ve samimi insanlarla dolduran kişidir.
Hayırlı ve basiretli kararlar alacağımız bir gün olsun…
Dipnot: Bugün rüşvetten, yolsuzluktan ve hayasızlıktan çürüyüp parmaklıklar arkasına giren başta belediye başkanları olmak üzere yöneticilerin etrafına bakın; hepsinin çevresini sarmış o vizyonsuz, menfaatçi ve beceriksiz dalkavukları göreceksiniz. Unutmayın ki, alkışçıların gazıyla zehirlenen her yönetici, kendi berbat sonunu yine o dalkavukların eliyle hazırlar.